Maksat bir şekilde başlamak,bende şöyle başlayayım :

 Yalanlara radar olacağıma,dürüst bir aldanışı tercih ediyorum…

 Hayatımın rengi kaçtı,kısa molalara tahammülüm yok,ben hayatımın geri kalanını sonbahar tatili ilan ettim.Ve artık kavramlarımı kendim inşa ettim.Nihayet aradığım huzuru göz yaşlarında ve acıda buldum.Harflerim,her biri bir nota,sözcükler bir araya gelir kalpte yankılanır.Eğer bir damla düşerse bir yere,işte kulağın işiteceği tek şey bu !

 Okunan şey yazarın anladığı ile bile sabit değilken,senin anladığın da senin nasıl yaşadığınla ilgili.Bebek kokusunu,bebeğini kaybeden bir ananın feryatlarında okumak da,yalnızca okumanın sayfaların üzerindeki lekelerle sınırlı olmadığını anlatıyorum.İnsan en çok özlediği şeyi iyi okur ve iyi ifade eder.Kendince,ifade edemediğini sanır ama yaşamlar birbirine değerse bu mümkün.Anlamak mümkün…

Asıl can verici noktam şu :

 Sevgiyi yaratan Tanrının sevgisini hayal edemez ve sınırlarını çizememekle uğraşıp,yorgun düşerken,hassaslaşan ve genişleyen algımla hayatıma kazandırdığım şey,Tanrının özleminin kıyaslanamaz dehşetidir !

 Beni ve beni var eden bütün her şeye tam anlamıyla şahit olan Tanrı,şahitlik ve yaratma arasındaki,mesafesiz ince çizgide üflediği ruh ile olmak zatına eriyorum.

 Şimdi buna hangi yaşam değerde anlar beni derken mucizenin de teoride ne olduğunu öğrendim.

 Mucize, alışılanı yıkan,keşfedilmeyen o olasılığın ifşa olmasıymış yaşamda…

 Tıpkı algı dışı olan Tanrı kavramının insan lafzına nasıl geldiğini,yalnızca tek bir olasılık olan tanrının insana ulaşması ile mümkün olması gibi mutlak bir durum mucize…

 Evet ilk mucize budur.Eğer buna tanık olursan bundan sonraki mucizeleri görebilme yetisine sahip olabilirsin.Yani büyük bir imana,inanca,yola,dine vb…

Buradan anlaşılacağı gibi kendi varlığıma delilli böyle bir okuyuşla buldum,

 Acı,gerçek,kabulleniş,çeşitlilik ve birlik,kavramsal olmayan bir duygu,düşünce ve durum bütünlüğü…

 Yani,ellerinin arkada kavuşmayacağını bilerek,sonsuza kadar uzayan kollarınla bir sarılış öyküsü…